Thumb Image 26 10 16 At 02.49 1024

Hatırını kıramayacağım bir dostum iş için beni Kiev ve KharkoV’a davet edince doğrusu ayaklarım geri gidiyordu. Özellikle Kiev ve meşhur “Maydan”nı görmek benim için ilginç olacaktı. Birde bilet THY’den değil de Ukrayna hava yollarından olunca tadım bayağı kaçmıştı.

İlk sürprizi uçakta yaşadım. Gayet düzenli, konforlu ve ciddi uçuş ekibiyle bir uçuş yapmıştım. Savaşta ve derin sosyal çalkantılar içinde bir ülke bekliyordum. Havalimanından Maydan’a giderken, düzenli yollar, son model arabalar, modern ancak ıssız bir şehirle karşılaştım.

Maydan, “Devrim” kelimesi ile birlikte anılıyor. Adeta bizde son zamanlarda tarihteki yerini almaya başlayan “15 Temmuz” gibi. Maydan direnişinde 200 civarında sivil canını vermiş. Buna devrim diyorlar. Her ne kadar Fransız devrimi gibi sonuçları tartışmalı olsa da !

Ancak ayrı bir trajedide, Maydan’da 200 kişi ölmüşken Ruslar ile yapmakta oldukları doğu-batı Ukrayna vekalet savaşlarında 10 000 kişin ölmüş. olması Halk bunu dahi fazla önemsemiyor, Zira burada trafik kazaları o kadar çok ki, trajikomik olarak yılda 20 000 canı trafik kazalarında veriyorlarmış.

Burada ki dostlar beni Lavra dedikleri eski Kiev’in kurulduğu alana götürdüler. Burada bölgede kurulan ilk manastır ve kiliseler zinciri var. Azizlerin, Knezlerin( prensleri) cesetleri hep bu kiliselerde açık olarak sergileniyor. Halkın dini ve mistik inançlarına bağlılığını buradan fark edebiliyorsunuz.

Kiev knezliği aynı zamanda hem Ukrayna, hem de Rus tarihinin başlangıcı. İki ulusu birbirlerinden ayırmak zor. Ukrayna’nın başlangıcı Rurik adı verilen bir Viking kralına dayanmakta.

Bölge, uzun dönem İskitler, Kozaklar ve en son Slavların eline geçmiş. Hunlar ve Moğollardan da çok çekmişler. Özellikle Slav ulusunun doğuşunda, Ukrayna ve Rus tarihinin ortaklığında, Ortodoks klişesinin iktidara ilişkin rolünde grup kimliklerinin nasıl ufak detaylarla, farklı oluştuklarını anlayabiliyorsunuz.

Kiev’de geceyi dahi geçirmeden ülkenin ikinci, Sovyet döneminin dördüncüyü büyük şehri KharkoV’a hareket ettik. Bu şehir merkezi Sovyet planlamasında tamamen ağır sanayiye ayrılmış. Sanayi kümelenmesi mükemmel uygulanmış. Buna karşın Şehir tipik bir kültür-sanat içerikli orta Avrupa şehri görüntüsünü de vermekte.

Çernobil santrali buraya da yakın. Kazanın, ilgili mühendislerin zincirleme reaksiyon çubuklarını otomatik değil de, el ile devreye alma meraklarından kaynaklandığı burada söylenmekte. İfade edildiğine göre bu mühendisler hayatlarını sonradan feda etmeye karar vermeselermiş Avrupa’nın yarısından artık söz edilemezmiş.

Gezdiğimiz iki tesiste yüzölçümü olarak neredeyse şehrin beşte birini karşılayacak nitelikte. Bu tesisler St Petersburg’daki ile tüm Sovyetlerin elektrifikasyon alt yapısı işlemlerini karşılayabiliyorlarmış. Sistem çökünce Pazar ekonomisine adaptasyon güçlüğü çekiyorlarmış.

Gittiğimiz dev tesisin yönetiminde hala eski Sovyet alt yapı iletişim haritası mevcuttu. Birbirlerini o kadar tamamlıyorlar ki, Ülkeler savaşta ancak anladığım kadarıyla ticaret devam ediyor.

Sovyetler, hiç bir zaman merkezlerinin çökmeyeceği varsayımı ile bir sistem yaratmışlar. Haritaya bakınca uçsuz bucaksız ülke. ABD’nin bile bir kaç katı.

Bu ülkede en az batıdaki kadar düşünür, şair, bilim ve devlet adamı yetişiyor, tarihlerinde demokrasi yüzü göremiyorlar, ancak Putin’in otokrasisine muhtaç kalıyorlar.

Bunu da, her halde coğrafya ve asabiye temelli ancak “İbni Haldun açıklayabilirdi.

Ukrayna aydınları Rusya’dan farklarını, oligarklar arasındaki kuvvetler ayrılığı ve bağlı farklı medya gruplarıyla açıklıyorlar. Rusya’da ise Putin’in ilk işinin tüm oligarkların iplerini çekmek ve kendisine bağlamak olduğunu buna bağlı olarak da, mualif medyanın kalmadığını ifade ediyorlar.

Her ne kadar AB ve ABD burada olmaya çalışsa da , buranın insanının Rusya’dan kopmasının zor olduğunu müşahade ediyorsunuz. Ukraynacanın farklı lehçeleri dahi konuşulmazken Rusçanın tercih edilmesi bu aidiyetin başka bir kanıtı.

Burada Ortadoğu’daki gibi tarihsel olarak insan hayatının pek önemi yok. Ukrayna tarihine baktığınızda son 100 yılda savaş ve kıtlıklardan en az 30 milyon insanın öldüğünü görebiliyorsunuz. Bu Rusya içinde geçerli. St Petersburg veya Moskova metrosu için ölen sivillerin miktarları azımsanmayacak durumda değil. Ancak malumdur ki, Orta doğu’da insanlar ne için öldüğünü pek bilmiyor, burada ise biliyor.

Batılı gözüyle Rusya’ya baktığınızda, demokrasi, refah ve teşebbüs özgürlüğü dahil ilgili kriteri ile bu coğrafyayı değerlendirmek mümkün değil. Uçsuz bucaksız toprakları, insan kaynağı ve tarihi ile bu Slav toprakları nasıl yönetilirse, yönetilsin GSMH oranlarına bakmaksızın Batı dünyasının karşısında Rusya, iki kutuplu dünyanın bir diğer kutbu olarak devam etmesi mümkün gözüküyor..

A.Tarık Çelenk

1961 Erzurum doğumlu. Haydarpaşa Lisesi ve İ.T.Ü’yü bitirdikten sonra Deniz Kuvvetleri Komutanlığında subay olarak nasıp edildi. 1999 yılında Binbaşı rütbesinde istifa etti. Özel sektör ve İSKİ’de yönetim kurulu üyesi olarak çalıştı. 2005-2011 arası Ekopolitik düşünce kuruluşu ile Çatışma çözümleri ve Musul Vilayeti üzerine teorik ve saha çalışmaları yaptı. 2013’de Akil İnsanlar gurubunda görev aldı. 2018-2019 arası Vakıfbank Kültür yayınları kuruluşunda görev alıp Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Türk Sağının Düşünce Atlası kitabını yayınladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir