Hizmet Devlet

Yıllar önce 1979 da namaza başlayıp İslami yapılarla karşılaştığımda dolaylı olarak Hocaefendi’nin sohbet kasetleri ile de tanışmıştım .Orada dikkatimi çeken şey genellikle diğer cemaatlerin hizmeti eleştirmelerine karşılık, hizmetin diğer İslami grupların eleştirilmemesi hususunda gösterdiği azami hassasiyet idi.O zamanlar Timurtaş hoca’dan Gülen hocaefendi’nin farkını bir genç olarak ayırd edebiliyordum.Sonra 80 ihtilali oldu, bugünki ABD macerasına benzemese de Hoca efendinin belirli bir sure bulunduğu yer,hukuki durum vs belirsizliğini korudu.

Merhum Özal ile gelen bahar havası diğer İslami gruplarla birlikte Hizmet camiasını da motive etti,canlandırdı.Özal’ın ezber bozan yaklaşımı,Türk milliyetçiliğini emperyal ve Solculuğu da liberal bir vizyonla yorumlaması,hedefleri ve talepleri ile Hizmet hareketinin hep Özal yanında olmasını sağladı.Özal’ın reformları koalisyon dönemlerinde de etkisini kısmen devam ettirebildi.O dönemde merkez sağ partilerle iyi ilşkilerin ötesinde klasik İslami cemaatlerin aksine hizmet , sol partiyle de başarılı ilişki geliştirdi.Merhum Erbakan dönemine ise her zaman mesafeli ve kaygılı yaklaştılar.Bu mesafenin özde Üstad’ın politika-islam zıtlığı paradigması ve metod anlayışı farklılığından kaynaklandığını başta ifade edebiliriz.

Aslında Merhum Erbakan dönemi kaygıların aksine, kısa da olsa, yolsuzluklar karşısında başarılı bir ekonomi modeli koyabileceğini gösterdi ve Ak parti’nin yolunu da açtı.Ancak kurduğu ulusal ve uluslararası ütopya, ilgili çevreleri ürküttü , metot ve sonuç olarak da Hizmet’in kaygılarını haklı çıkardı.

28 Şubat sürecinde İslami yapı kısa süren bir travma yaşadı,hizmet de diğer camialar gibi kendine yönelik dersler çıkardı.

Hizmet Ak partinin doğuşunu ve yükselişini uluslararası dinamikleri,program ve yöntem değişikliğini de hesaplayarak hep destekledi.İçeride ve dışarıda aradığı desteği belki de Özaldan aldığından fazla Sayın Erdoğan ve arkadaşlarından aldı.Tabi burada Hizmet,Türk demokrasisi açısından da darbelerin önlenmesi ve hukuk reformların oluşmasında lokomotif bir kamuoyu baskı unsuru olmaya çalıştı.

Ülkemizdeki siyasi ve sosyal istikrar, sebeplerini şimdilik tartışmamak kaydı ile Gezi ve 17-25 Aralık iddianameleri ile çalkantıya girdi.Maalesef bugün çok farklı bir noktada bulunuyoruz.Burada, Hizmet’in bugün yaşadığı sıkıntıların zahiri başlangıc sebepleri arasında dersanelerin kapatılma kararı ve karşı 17-25 Aralık Yargı hamlesini sayabiliyoruz. Gerek Hizmet, gerekse Ak parti gelinen bu üzücü noktanın öz eleştirisini yaparken ulaştıkları tek sonucun sadece birbirlerine fazla iyi niyet göstermek olarak ifade ediyorlar.

Aslında pek de basit olamayan gerçek nedenleri, sağ gelenekde pek de olmayan öz eleştiriyi kullanarak, ilgililerin de hoşgörüsüne sığınarak biraz açmaya çalışalım.

Konuyu İslami cemaatler devlete mi,iktidara mı yoksa insana mı talip oluyorlar diye açabiliriz.Veya yumuşatılmış bir ifadeyle İslami cemaatler iktidar ve devletle olan ilişkide hangi noktada durmak durumundalar, bu durdukları nokta’nın insana hizmet veya insanı kullanma noktasında ki belirleyiliği ne olabilir diye de devam edebiliriz.

Tabi ki herkes ölçü insan diğebilecektir.Her nekadar bu bir yöntem ve ilşki sorunu gibi gözükse de, paradigma kökenli bir epistemik sorun olarak da karşımıza çıkmaktadır.

70 li yıllarda Ülkücü,MTTB’li ve Y.M.Mücadeleci hareketler hep milli kadrolar,kadrolaşmak,milli veya milliyetçi devletten bahsederlerdi.Aslında bu kadrolaşmanın hedefi, T.S.K ve sonra gelen kurumlardı. Gerçekte bunu da tam beceremezlerdi. Solda ise Hikmet Kıvılcımlı hoca’nın MDD ekibi bunu kısmen gerçekleştirebilmişti. Bu işe diğer sağ gruplar da imreniyorlardı.

O dönemlerin Sağ önderleri temelde “ıslıhatçı” bir çizgiye sahiptiler”devrimci” değil.Onlara gore I.Dünya savaşının olağan üstü şartlarında kurulmuş devletimizi Siyaset,TSK,Yargı vb kurumlarda kadrolaşarak millileştirmemiz gerekiyordu.

Merkez sağ partilerinde siyaset yapan dindarlarsa, siyaset din için yapılmaz ancak değerlerimizle çatışmayan onları koruyan siyaset yapılabilir diyorlardı.

Gülen hocaefendi benim anladığım kadarı ile üstada rahleyi tedrisatta madden bağlı olamadan üveysi bir bağla onu izledi ve Alvar lı hoca’nın rahleyi tedrisatında bulundu ve sevenleri ile bu hareketin temelini attı. Devleti ıslah noktasında sağ gruplarla yaklaşımı aynı idi. Ancak siyasete mesafe durmak noktasında Üstadın yolunu izlemeye çalışmaktaydılar.

Hizmetin ilk açılımı Tansu Çiller dönemi ve GYV çalışmaları bünyesinde oluştu.İkinci hamlesini de adeta Musevilerin dünyaya dağılması ve yönetim merkezlerini ele geçirmesinden ilham alarak,karargahlarını ABD ye taşımakla yaptılar.Merkezde siyaset yapanlar Hizmetin yetişmiş gençlerine ve kaldıraç gücüne her zaman iştahla yaklaştılar.Hizmet 70 li yıllarda sağ önderlerin yetiştiremediği “kadroları”çok yönlü siyasete angajmansız yetiştirdi.Bu insanlarda manevi disiplin ; çıkar beklentisinin olmayışı, tamamlayıcı özgün bir nitelikti.

Doğal olarak manevi bir disiplinle iyi yetiştirilmiş bu insan kaynağına bir hedef konmuştu.Bu Medinet-ül Fazıla ütopyası tarzından, post modern bir dünya Osmanlı barış ütopyası gibi birşey mi onu bilemiyoruz.Ancak bu kadroların mevcut politik icraatları yeterli göremeyecekleri ve kendi aralarında bir hiyerarşi kurabilecekleri anlaşılabiliyordu.

Camia da kimsenin itiraz edemeğeceği son yıllardaki gelişmeler doğrultusunda hedeflere ulaşmakta kullanılan yöntemlerinin pragmatistliği ve yetişenlerin ateşe yürüyen bir kelebek teslimiyetleri,Hocaefendinin eleştirilemezliği hep tartışıldı. Hilimde,takvada diğerlerine, ötekilere ve dindarlara örnek gözükmek kadar, kul haklarını küçük veya büyük çapta komplolarla, kutsal hedefler uğruna feda etmeleri tartışıldı.Kamuoyu vicdanı bunlardan incindi.Bu yaşanmışlıklar,Politik arenada iddialarının tartışılmasına, politikada tercih ettikleri pragmatik tutarsızlık resmi ile birlikte hep engel oldu.

Bu kadar maddi ve manevi emek,dualar ve gözyaşları üzerine inşaa edilen bu hareket kendi öz eleştirisini ve tesfiyesini doğru yapmak zorundadır.Aksi takdirde tamamen tasfiye sürecinin ivmelenmesinden veya girdiği mücadeleyi kazanıp acımasız bir siyasi aktör haline gelmelerinden sevenleri endişe duymaktadır.

Öncelikle hizmet hareketi,tamamen hizmete dönmelidir.Devleti ele geçirip kendi yetiştirdiği elit kadronun önce Türkiye sonra da Dünyayı yöneteceği düşünü terk etmelidir.Yetişmiş kadrolar tabi değerlidir ancak bireysellikten,yaratıcı düşünceden uzak,takım ruhuyla davrandığı iddia edilen bu insanlara tarafsız devlet erki’nin kaygı ile yaklaşması doğaldır.Artık işçi arı değil de,değerlerimiz ölçüsünde vizyon üreten beğ arılara ihtiyaç vardır.Milletin tarihinde olumlu rol oynanmak isteniyorsa bunu kadrolar değil, üretilen özgün fikirler ve örnek ahlak modelleri gerçekleştirebilecektir.Tüm insanlığa,Tarihi yetersiz okuyarak, klasik sağ veya Türk İslam sentezci yaklaşımlarla bu aşamadan sonra çözüm üretmek mümkün değildir. Bugünlere yansıyan bu yaklaşımın savundukları post modern Osmanlı barışına aykırı olarak başta Kürt sorunu olmak üzere bölgesel meseleleri de anlamalarını güçleştirdiğini görmeleri gerekiyor . Hizmet değerlerini,disiplinini değil ama tarihsel paradigmasını,hedefini ve yöntemini revize etmek durumundadır. Üstadın politika ve politikacılara ilişkin çizdiği kalın çizgilere uygun, çizgisini revize etmelidir. Devletin ve siyasetçilerimizin yeni fikirlere,terakkilere ihtiyacı vardır. Hizmet kendi potansiyelini burada kullanabilir.Maalesef, Hizmet İslami cemaatlerden farklı olarak eğitime çok yatırım yapmasına ragmen, kendi yayın organlarında dahi yazı yazacak, benzer dindarlardaki gibi nitelikli düşünce ve fikir adamlarını çıkartamamaktadır. Hocaefendi’nin mülaane niteliğinde açıklamaları hizmetin kendi unsurlarının komploya karışmadıkları hususunda rahatlatıcı olmakla birlikte, bu konunun kamuoyu tarafına yeterli izahı yapılamamaktadır. Hala tarafsız aydınlarda güçlenmiş bir hizmetle yarın karşılaşma noktasında endişe vardır.Bunlar gerçektir nefisleri hertürlü imtihana hazırlayanlar bu arındırmadan ve eleştiriden kaçınmamalıdırlar.

Bugün dünyada Müslüman imajı zarar görmüştür Hizmet hala müslümanlar adına bunu düzeltmeye aday, küresel altyapı üzerine şekillenmiştir.Genç kuşaklarımız biyoenformatik devrim ve küreselleşme etkisi ile elden çıkmak üzeredir,islami cemaatlerin çözüm üretme kapasitesi yeterli değildir Kendi öz eleştirisini tamamlayıp gereğini yapılandırmış bir Hizmet, gençlerimize hitap etmeye aday olabilir.

Gerek Hizmetin,gerekse Ak parti’nin kendi öz eleştirilerinin gereğini yapıp arınmaları sırf dindar imajına değil,ülkemizin, insanımızın geleceğe ilişkin temel güven duygusunun güçlenmesine katkıda bulunacaktır.

A.Tarık Çelenk

1961 Erzurum doğumlu. Haydarpaşa Lisesi ve İ.T.Ü’yü bitirdikten sonra Deniz Kuvvetleri Komutanlığında subay olarak nasıp edildi. 1999 yılında Binbaşı rütbesinde istifa etti. Özel sektör ve İSKİ’de yönetim kurulu üyesi olarak çalıştı. 2005-2011 arası Ekopolitik düşünce kuruluşu ile Çatışma çözümleri ve Musul Vilayeti üzerine teorik ve saha çalışmaları yaptı. 2013’de Akil İnsanlar gurubunda görev aldı. 2018-2019 arası Vakıfbank Kültür yayınları kuruluşunda görev alıp Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Türk Sağının Düşünce Atlası kitabını yayınladı.

This Post Has One Comment

  1. Finch

    AKAIK yovu’e got the answer in one!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir